6 Ekim 2019 - 05:05
Riyad'ın Tahran aleyhindeki temelsiz iddiaları sürüyor

Suudi Arabistan Savunma Bakan Yardımcısı Halid Bin Selman, İran aleyhindeki her zaman tekrarlanan suçlamaları yinelerken, Riyad'ın Yemen Yüksek Siyasi Konseyi'nin önerisini sıcak karşıladı.

Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Yemen Yüksek Siyasi Konseyi 20 eylül'de şartlı ateşkes ilan ederek, Suudi koalisyonu savaşı durdurmaya çağırarak, Arabistan'dan ateşkes fırsatını değerlendirmesini istedi.

İran İslam Cumhuriyeti de Suudi Arabistan'ı bu öneriyi kabul etmeye teşvik ederek, Yemen'de ateşkesin sağlanması ve mazlum Yemen halkına karşı zalimce savaşın son bulması için her türlü girişimi desteklediğini ve bu adımı bölgede barış ve istikrarın sağlanması için önemli gördüğünü deklare etti.

Yemen'e karşı zalimce savaşı komuta eden ve 5 yıldır mazlum Yemen halkını bombalayan Suudi Arabistan Savunma Bakan Yardımcısı ise yaptığı açıklamada, İran'ın Yemen'de ateşkesten söz etmesi ve onu krizden çıkışa bağlamasının, Yemen ve Yemenliler'in ucuz istismarı sayıldığını ileri sürdü.

Halid Bin Selman, sözlerinin devamında ayrıca İran'ı Yemen'deki durumdan kendi çıkarları doğrultusunda faydalanmaya çalışmakla suçladı.

Tahran aleyhinde temelsiz suçlamalar ve iddialarda bulunan Suudi Arabistan, toplumsal, siyasi ve ekonomik olarak muhtelif sorunlarla karşı karşıya kalmış bulunuyor.

Paris'te yayınlanan Le Figaro gazetesi bu bağlamdaki bir analizde şöyle yazdı:

Yemen'deki yenilgi, Al-i Suud kraliyet ailesi için en büyük yenilgi sayılıyor.

Suudi Arabistan, ABD, BAE ve diğer bazı ülkelerin yardımıyla mart 2015'te itibaren Yemen'e yönelik saldırılar ve havadan karadan ve denizden abluka başlattı. O sıralarda Savunma Bakanlığı yapan Muhammed Bin Selman, Suudi Arabistan'ı bu savaşa sürükleyerek, ismini de "kararlılık fırtınası" olarak koydu.

Bu maceracılıktan kısa bir süre sonra, "kararlılık fırtınası" operasyonu "Ümit Dönüşü" olarak değiştirildi. Suudi koalisyonun Yemen'e saldırıları ve uyguladığı abluka sonucu 3 milyon kişi evinden barkından olurken 11 milyon kişi de açlık tehlikesine maruz kalmıştır. Bu operasyon acaba hangi açıdan belirleyici ve kararlı oldu? ve hangi ümidi geri getirdi?

Suudi Arabistan ve müttefiklerinin Yemen'e yönelik savaşları şimdiye kadar 16 milyon Yemenli'nin ölümüne, on binlerce kişinin yaralanması ve milyonların yurdundan olmasına mal olmuştur.

Mazlum Yemen halkının hedef alındığı bu savaşta, insan hakları ve uluslararası hukuk açık şekilde ihlal ediliyor ve dünyanın en büyük krizinin Yemen'de patlak vermiştir.

Suudi yöneticiler, Yemen'deki bu tür cinayetleri karşısında hesap vermeleri gerekirken, hedef şaşırtmaya ve başkalarını suçlamaya çalışmaları bir yere varamaz. Suudi Arabistan'ın İran'a yönelik temelsiz ve boş iddia ve suçlamalarına her zaman tanıklık etmişiz. bu suçlamalar, Suudi yöneticilerin acemiliği ve tedbirsizliğini gösteriyor ve krizlere yol açmaktan başka bir sonucu olmamıştır.

Aslında Suudi Arabistan, kendi eliyle kendini kapana kıstırmış ve ikiyüzlü açıklamalarla gerçeklerin üstünü örtmeye çalışıyor.

Arap dünyasının ünlü yazar ve analistlerinden Abdul-Bari Atvan, Ray el Yevm gazetesinde şöyle yazıyor:

Suudi rejimin saldırısının üzerinden yaklaşık 2 ay geçerken menzili 8 kilometreden az olan en Necm es-Sakib füzesini görücüye çıkardı. Ancak bugün Suudi Arabistan'ın ekonomik gerisine saldır düzenleyerek, füze ve İHA gücü haline geldiğini göstermiş oldu.

Suudi Arabistan, Yemen bataklığından çıkmak istiyorsa önünde tek bir yol var ve o da Yemen Ulusal Kurtuluş Hükümeti'nin ateşkes önerisini kabul edip, Yemen'e saldırılarını durdurmasıdır. Bu girişim, bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkı sağlayabilir.

........
340